|
|
|||
|
|
' BU SENE
NEDEN YAZ ERKEN GELDİ VE NEREYE BU GİDİŞ, ŞEFAAT YA RESULULLAH...YAŞARKEN
ÖLÜLERE İŞİTİRİMEYEN RESULULLAHI...O ÖLMÜŞKEN, BUGÜN YAŞAYAN ÖLÜLER
NEDEN İŞİTEMİYORLAR
"Alemlerin
Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz." (Kuran-tekvir
suresi) Bizi diğer
yaratılmışlardan ayıran kötü biri olmayı hakedecek tercihte
bulunmayı başarabilecek oluşumuz. Başka hiçbirşey yaptığımız yok.
"İyide abi bu yazıyı yazarken klavyeye sen basmıyor musun?" öylemi
sanıyorsun; hastayım, bir yarım yat aşşağı diyor, böyleyse bile, bir
yarım yapıyor demekdir bu. Yok be, öyle değil tabiiki. Ben
yapmıyorum, sadece bir parçasıyım bu işin. Allah gemilerin yüzmesini
emredince, su kaldırır oldu, rüzgar iter oldu, yelkenler şişer oldu,
bazıları marangoz oldu.Salıversem sanırdımki gemiyi kaptan yüzdüryor,
ona daha sıra bile gelmedi halbuki. Gemileri yüzdüren Allah, kimse
tantana yapmasın, bu konuda ayet var. Pekala Filistindeki çocukları
öldüren kim!Salıversem İsrailliler diyecem deeee, Oku diyor Rabbim,
tesbih et (ilişkilendir, bağla), zikret (bilincinde ol, yaşat)
diyor, tefekkür et diyor, istişare et, haber al(hadis) , öğüt al
diyor, acele etme diyor, SALAT ET DOSDOĞRU diyor, salıversem,
müstağnileşeceğim, yada müstağnileşsem salıvereceğim. Allah korur,
hak etmeli Allahın böyle salıverenlerden olmaktan korumasını.
Salıversem 20 yıldır okuduğum yukardaki ayeti sadece tilavet etmiş
olacam, oku dediği halde Rabbim. Salıversem Öldürenin Allah olduğuna
inanıyorum söz olacak hemide yalancılığıma şahit. Salıversem
"Hakimiyet Allahındır" slogan olacak, kopuk, tesbihin şahitliğin
aksine. Salıversem dinlemek zorunda kalacağım ünvanlarla, rütbelerle
alimleşenleri de, böylece sağırlaşacam, körleşecem, hissizleşecem....Salıvermeyeceğim,
çünkü Allahın ipini, bir an, bir yerde dahi bıraktığında, salattan
bir an bile koptuğumda düşeceğim yer cehennem. Bu sene yaz neden erken geldi, küre neden ısınıyor, susuzluk neden. Gökten suyu indiren kim di? yüzde doksan dokuz müslüman diyi verin bakıyim. Yoksa Allah diledide birilerimi engel oldu! Diri-diri toprağa gömülen kız çocuğunun suçu neydi! Bir insan çocuğunu bile öldürebilecek, bunu hakedecek şekilde yaşar, okur, dinler, karar verirse, böyle bir rolü hakeder. Çünkü Allah hakimdir, adildir, Cezayı tamı tamına verendir. Kader herşeyin parça olduğu, bütünün dışında sadece bir ilahın olduğunu farkedenlerin barışık olduğu bir tek gerçektir. Amma Küresel ısınma neden? Şefaate inananların hakedişi. Yani yeşil kartı eş-şafi sananların yüzünden. Kafirlerin inandığı şekliyle şefaat, sloganlarıyla "Allah tektir" dese de "ve, ama" bağlaçlarıyla inanan, düşünen, okuyan, yaşayanların sanılarıdır. Allah kimi cennete koyacağı konusunda kimden faydalanacak. Kime ihtiyacı var! Haşa. Allah yeşil kart çıktığından berimi şifa veriyor, Rezzak Allah ken bunu söyleyenler patronlarını neden patron olmaktan çıkarıp, bu işin parçası değil hakimi sanmaktalar. Küresel ısınmanın sebebi, Allah birdir amma diyenler, yani şu "Allah ve" diye devam edenlerin hakedişi. Cennet için şefaat, şifa için yeşil kart, rızık için patron lazım... Ah şu vav, mazeretin, örtmenin iki harfli devasası. Allah ve peygamberi, Eş-Şafi ve doktor, Er-Rezzak ve iş....Kim bilecek ki bu atıf vavımı yoksa değilmi. Ah şu muğlaklık kaderi şans, ahireti piyango yaptı! HAŞA. Ne kader, Allahın kitabı muamma nede ahiretteki halimiz süpriz. Bir tek Allah diyebilerek yaşamayı göze almak ve yaşamaktır İslam yani teslimiyet. Peygambere saygısızlar Onu haşa Allahın oğlu yaptılar, çünkü onlar apaçık gerçeklere ayetlere amennah deyip devamını "ama"larla, "ve" lerle getirdiler. Ve dediler ki, "O zaman yaşama bu ülkede" firavuna asker olmadık diye, peygamberin haberlerini okuma dediler "Kainat Onun için yaratılmadı" dedik diye, Patronlar işten attı secde etmedik diye, yeşil kartımız yok diye bakmadı doktorlar hastalarımıza.... Şimdi tartışın, ve parça parça olun ve hatta parçalara ayırın sorada atıf vavlarıyla birleştirin. Eğer yer çekmek için newtonun onun farketmesini bekleseydi. Dedemde Marslı olurdu heralde. Biz, hepimiz, peygamber olanlarımızda yaratmıyoruz, hakediyoruz. Tercihimizi şekillendirecek halde okyuruz, farkediyoruz, işitiyoruz, görüyoruz, salat ediyoruz ve tercih ediyor, bununla kimlikleniyoruz. İşte o kimliğimizle olacak olanlarda yerimizi alıyoruz. Biz sadece hak ediyoruz Selamun Aleykum ------------------------------------------------------------------------------------ BEN MÜNAFIK DEĞİLİM VE OLMAYACAĞIM
Doğru adam Kuranın Allahtan olduğuna, apaçık olduğuna,
ihtilafa müsait olmadığına, çelişmediğine, ayetlerinin birbiryle
sorunlu olmadığına inanır ve ama inanır. Nifak içinde olanda bu
cümleyi söyler ama aynı münafikun suresinde ki gibi yalan söyler.
Yalancılığıda sözlerin söyleniş tarzından yani halinden alaycı,
hakir görücü ve rabbinin denemek için ona verdiği gücü kaba, zorbaca
kullanışından bellidir. Ve yalan söyleyerek kafa salladığını nifak
içinde sölemesinden, amelleri ve anları, ortamlarıylada çelişir.
İbranicesi, Yahova olan, bizim buralardaki dillde Allah diyerek
çağırdığımız, dua ettiğimiz gerçek ilaha, yaratıcı olana teslim
olanlar değil, Yahudi, Hristiyan yada Müslüman olanların inandığı
gibi şefaate yani torpile inananlar, buna dair ayetler getirmekteler
güya.Aynı necranlı hristiyanların haşa "İsa Allahın oğludur"
komikliklerine delil getirdikleri gibi. Ayetlerin olmadık yorumunu
yaparak. Hayatın bir imtihan olduğunu, yani doğumla ölüm arasında
insanın başarmak imkanında olduğu gerçeğini, Allahın haşa ırk,
ümmet, coğrafya gibi ayrımlarla iltimaslar geçmeyeceğini, çünkü bu
kainatı yaratanın adil olacağı açık ayetini kabul edenleri, Onun
elçilerinin kendisine ulu orta salavatlarla yağ çekenlere hamili
kart yakınımdır diyerek kart dağıtmayacağına inananları, yardımın ve
rahmetin yani şefaatin başarabilmenin sınırları ve imtihanın
gerçeklerini tesbih ettiğini kabul edenleri suçlamalarla yada baskın
çıkmaya çalışarak tatmin olmak mıdır Allahın şu anda yaptığımızı
bildiğini bilerek davranmak. Halimiz, inanıp inanmadığımızın
gerçeğidir. Çünkü inanan Allahın huzurunda olduğunu, onun bu anda
bize ve kalbimize şahit olduğunu bilenlerdir. Halimiz hakkımızdaki
ayetdir. Kim demiş münafık bilinmez diye bilinmeyecek olsa münafık
olmamamız nasıl mümkün olabilirdi ki, bundan nasıl kaçınabilirdik
ki. Herkese şunu tavsiye ediyorum: Birilerine münafıklık yapmayın
demenin anlamsızlığı ortada. Söylenebilecek hepimiz için şu dur:
"Ben münafıklık yapmayacağım, yapmaktan korkacağım ve böylece ölene
kadar sakınarak yaşayacağım"
Şimdik, "şefaat" meselesine üç kişiysek dördüncümüz,
dört kişiysek beşincimizin Allah olduğu gerçeği ve yani Allahın her
yanımızla bize ve halimize şahit olduğunu bilenler olarak ve
hesabını vereceğimiz bir imtihanın şu anında olduğumuz bilinciyle ve
bunu ispatlayan sükunet, saygınlık, sabr ve gayretle bakalım
inşallah.
Bu şefaat meselesi herşeyde olduğu gibi kopuk, sadece
kabul veya red etmekle imtihan olduğumuz bir mesele değil. Aslında
Allaha, O'nun hangi vasıflarda olduğuna, peygamberlerine, hayata ve
imtihana ve ona dair araçlara ve ahirete bakış açısının hem neticesi
hemde işaretidir. Mesela selefilerin bir kitabında (ki tekfire
dairdi) okumuştum: Bir hadis uydurmuşlar: "Cahiller ne olacak
ahirette?" Bunlar tekrar yaratılınca bir peygamber gelecek ve onlara
yakılan bir ateşe atlayın diyecek ona tabi olanlar cennte bundan
çekinenler cehenneme gidecek. Komik mi, hayır mesele bundan ibaret
değilki. Ne yapsın adamlar cehalet diye bir şeye inanmaktalar yani
Allahın bazı adamları imtihan için yaratmasına rağmen bunu başaracak
donanımlardan yoksun olduklarını iddia etmekteler. Hayat anlayışı ve
Allahın hükmedici vasfı konusundaki inanamamak sorunları bu onların.
"Hayatta cehalet var" bundan şüpheleri yok, ama cahillik bireyin
kendi dışında bir durum onlara göre. Şimdi, değil deseniz bu seferde
alimlik mesele olacak. Çünkü cahillik olamazsa alimlik
anlamsızlaşacak. Yani anlayacağınız yamalı bohça. Hadi alimliliği
hallettiniz diyelim bu sefer karşınıza "tekfir" sorun çıkacak çünkü
eğer ancak alimlerin anlayabildiği bir durum varsa, ellerinde güya
bozuk incil olanlar mı daha mazur yoksa sağlam Kuran ve gerçek
alimleri olan müslümanlar mı? Oysa tekfirde müslümanlara mazeret
cahalet, hristiyanlara değil. Yani anlayacağınız gerçek alimlere
alim diyen, bozulmamış kitabı öpüp başına koyanlar cahil
olabilmekte, ama bozuk incil ve sahtekar papazların tarafındakiler
cahil ve mazur olamamakta, tuhaf. Bunu onlarda biliyor. Çözüm hayata
sorguya, kitaba uymaya dair değil. Çünkü o zaman herşey değişir,
dost düşman, ticaret komşuluk, analık babalık, kocalık.... hayatları
değişir, değişmelidir. Zor geliyor. Ama sarp yokuşun, zorun aslı
cehennem ona inanmak lazım. Bunlara gerek yok onlarca, kestirme
çözümler üretilmekte, ne cesaret! Bu işleri yaparlarken Allah
nerde! Halimiz, inancımız gerçeğidir, ayetidir. Halleri bu Allaha
inanıyoruz diyen münafıkların. size ancak şunu diyebilirim "Ben
münafıklardan, yalancılardan olmayacağım" Çünkü Allaha yalan
söylemek mümkün değil.
"O'nun
katında izin verdiğinin dışında hiç kimsenin şefaati yarar sağlamaz.
En sonunda kalplerinden korku giderilince birbirlerine: 'Rabbiniz ne
buyurdu?' derler, 'Hak olanı' derler. O, çok yücedir, çok büyüktür."
34/ Sebe 23
Şimdik: Münafıklar derki "İçinde savaş emri geçen
bir ayet inmeli değil mi?" Yani savaşacaklarmış Allah için!
Yalancılar zamanı gelip hadi deyince ne oluyor. Çelişki. Çünkü
onların amacı doğru olmak, iyi iş yapmak değilki. Allah yok haşa
sanki biz bizeyiz, o anda avantaj sağlamak dertleri, hayat imtihan
değil yarış sanki. Artistik anlayacağınız. Artistler bizim dilde
münafıkların adı. Şimdi hemen atlarlar Ali imran 7 de anlatığı gibi,
oysa yine bunlar değilmiydi siyak-sibak dan bahseden, yani paragrafa
bakmaya çağıran, cımbızcılık yapmaktan yani olmadık yorumu yapmaktan
men eden. HADİ! Hadi bakalım siyak-sibaka. Zamanı geldi haydi cihada
deyince ne diyorlar, biz savaşmaya müsait değiliz, hadi paragrafa
siyak-sibağa bakalım deyince ne derler
"Arapçan var mı?", ne yapalım bakalım arapçasına "hadi", bu sefer
"Alim misiniz?" bekle abi 12 ilmi öğrenip geleyim....Anlaşılan
münafıkları bundan çevirebilecek biz değiliz, bana adam olana "ben
Münafık olmayacağım" demek düşer ve zaten bu kadarını yapabilecek
olanlarız biz, bu da bize yeter.
Haa şefaatin aslı ne mi? Ayetler açık bakın enam
suresinin paragrafına, arapçasına, türkçesine, hayatın imtihan
olmaktan başka bir ihtimali olmadığı, Yaratanın adil olduğu, insanın
başarabilcek olduğu ve imtihan dışı kurtuluş arayanların kimler
olabileceği herkesin bildiği açık muhkem gerçeklerle ayetlere.
Pekala nemi anlarsınız oda size bağlı. Çünkü dinde zorlama yok ki ve
yani deliller kişinin halinin, hakettiğinin, Allaha, ahirete
inanmasının neticesi. Formülü değilki....İmtihanı kazanmaya bakın,
fırsat varken. Kazanamayacak bir hayatla yaşamaya razı olup
torpiller, iltimaslar aramayın. Çünkü Allah buna müsait değil. Ne
rüşveti, ne torpili tağutçular memurlarına bile yakıştırmazken
Allaha haşa yakıştırmayın. Sebe suresinde delil getirdiğiniz o
ayetler yani ey necranlı hristiyanların benzeşenleri Allaha
yakışmayan torpilleri, şefaatleri Ona yakıştıranlara cevap...
Hayret. Sen kalk makamına güvenerek birininin, kazanamayanlar gibi
yaşadığın halde kazanamayanlardan olmamanı sağlayacak bir yardım
torpil bekle, tc ihalelerinde, öss de belki olur ve hatta orda bile
kötü bilirken herkes. Adil olan Allahın dininde, kitabında,
resulünde aramayın haybiye
Selam Aleykum -------------------------------------------------------------------------------
-------------------------------------------------------------------------------- Merhamet Eden Allahın
Adıyla
YAZAN ALLAH,
BİZ OKUYANIZ Biz yani
yaratılmışlar, yani Allah tan başka herşey, herkes, tesbih ederiz.
Bu akıp-gider mecraında, sorunsuz, dizi-dizi, bir bağ ile bir
bağlamda ve varacağı yere doğru. Siz hiç
kendini limon sanan bir karpuz gördünüz mü? Pekala siz hiç limonu
karpuz sanıp ekşi-ekşi değilde tatlı-tatlı yediniz mi? Olur mu hiç!
Olmaz tabi de, kral çıplak olsa ve bir çocukda kral çıplak diye
bağırdığında herşey düzelecek gibi olsa... Kral çıplak değil ki, İsa
Allahın oğlu değil ki haşa, ve baştan beride tesbih eden fıtrat
"Kral çıplak değil" diye bağırırken, yani cehalet diye bişey yokken,
cehalet diye uydurulan sanılan çıplaklığın, üretilmiş bir mazeret,
terzilerin, alimlerin uydurduğu olmayan kıyafetken, bunun adı
örtmek, görecekken körleşmek, özetle kafirlik.... Biz yani
imtihan olanlar, iki milletiz, yani iki ihtimalden birini
tercihimizle tesbih etmekteyiz. İyi-kötü, doğru-yanlış, hak-batıl,
tutarlı-çelişik, bilgi-yalan..... Bundan yedi
sekiz yıl önce Konya kilisesindeki iki italyan rahibeye tebliğ
etmeye gittiğimizde gördük ki, onlarda bizim gibi tebliğ heyecanı
yaşamaktalar. Özelikle bir tanesi. Saatlerce süren konuşmanın
başlarında, İsayı haşa hakir görerek, sevmeyerek ahirette nasıl
kurtulacaksınız demişlerdi. Onlara anlattık, ben bu ülkenin
cumhurbaşkanı değilim, biri beni güya övecek ve sen cumhurbaşkanısın
diyecek, bir diğeri yok diyecek. Bak görüyor musunuz, çekemiyor
benim bu ülkenin cumhurbaşkanı olmamı. Komik mi, değil bir espriye
kaç kere gülersiniz. Bu 2 milyar hristiyanın hergün yaptığı bir
espri değil. Komik değil yaşanabilen bir vahamet. Rahibeler herşeyin,
fıtratın bas bas bağırdığı gerçeklere ve bunları görebilecek
gözlerine rağmen sonunda bununla yüzleşmenin çaresizliğinde bize
dedilerki: "Biz bilgili değiliz" yani cümlenin aslı bu konuşmada
haklı çıkmanızın sebebi, haklı olmamız değil, onlardan daha bilgili
olmamızmış. "E dedik ne olacak, siz birey olarak imtihan olanlarken,
tercihiniz..." Dedilerki: "Alimimizle konuşun" Kim o diye sorduk.
Başka bir şehirdeki papazmış, bir iki aya kadar Konyaya gelecekmiş.
Bizi arayacaklardı, aramadılar büyük ihtimalle alimleri "Bunlar adam
olmaz, görüşmeyin, sizinde kafanızı karıştırırlar" demiştir... İsa Allahın
oğlu değil, siz bu baharı getireni kim sanıyorsunuz? Hiç Ona
yakışmayan, bilgiye ihanet eden yalanlarla anlamsızlaştırıyorsunuz
kimliğinizi, tesbihinizi. Kainat Muhammed peygamber için
yaratılmadı. Ne farkınız kaldı ki? Farkları benzerliklerini gizlemek
için yapılan makyajlar. Muhammed haşa Allahın oğlu diyemiyorlar
çünkü o zaman kafirlerden ayrı olduklarını kendilerini bile ikna
edemeyecekler. Sahabeden
bazıları resule geliyor ve soruyor: "İsa peygamberi biz mi
seviyoruz, hristiyanım diyenler mi?" Çünkü onlar "O İsanın gözleri
sürmeli diye türküler söylüyorlar", "En büyük peygamber bizim
peygamber" diye slogan atıyorlar. Onun ikonlarını, peygamberin adını
süslü-süslü yazıp duvarlara asıyorlar (pardon, bunu müslümanlar
yapıyordu), sabahlara kadar gözyaşı geceleri yapıyorlar
salavatlarla, "Can isa" diye cezbe geliyorlar. Bu ülkenin
cumhurbaşkanı filan değil, haşa Allahın oğlu da değil, kainatta onun
için yaratılmamış, benim gibi bir beşer olan ve ama övgüye zengin
olduğundan, yakışıklı olduğundan değil, Allaha olan bağlılığıyla
layık olan peygamberim Muhammed diyor ki: "Bir peygamberi sevmek
O'nun izinden gitmektir" Yani tevbe 31'in anlattığını, bir şekilde
ifade ediyor.
Vel hasılı:
Kitabı yazıyormuş gibi davranmayın, çünkü bu okumanız gerekeni
okumanıza engel. Alak suresinin ilk sekiz ayetini okuyun ve ama
salat etmekte olanı engelleyerek olmaz, ikra derken rabbim, yazmaya
kalkanlar. Peygamberi, peygamberliğin fıtratından çıkaracak
tanımlarla, hayali yazıtlarla avunurlar. Fesebbih bi hamdik, öv ama,
Allahı övmek Ona oğul yakıştırarak olmaz. Peygamberide böyle
övemezsiniz. Tesbihinizi kopartamazsınız ama tesbihiniz sizin kim
olduğunuzun delili. Selamun Aleyküm ------------------------------------------------------------------------- Mushaf-Kitap:
İki gecedir yeni tanıştığım
birileri ile yaptığımız muhabbetler neticesinde içlerinden bir kaçı
Allahın kitabının bu mushaflar olduğunu iddia etme noktasına
geldiler. Bu hayret verici iddia: Okunan tüm ayetlerin
açıkladıklarına rağmen bir direnişin neticesi değil geriye kalan
yegane yapılabilecek idi. Bu ki, meselenin kendisi değil, mesele
olanlara yani muhtelif olanlara dair, ihtilafa mahal vermeyecek
açıklıktaki duruma inatla direnmenin acı kaçınılmazıydı. Salıversen
komikti ve ama nasıl komik olabilirdi ki, yaşamın anlamına dair
gayretler yada direnişler. Neticesi ebedi huzur yada ebedi ateşken,
komik olamazdı. "Allah ayetlerinde kitap diyor mushaf değil, eğer
elimizdeki mushafsa Allahın kitabı yok demekdir"....Sizce dünya
üzerinde bir sebebi olmadan bu kadar savunulamaz bir iddia hemde
delil olarak ve yani kesin olarak söylenebilir mi? Komik değil
vahim. Tabiki vardı bir sebebi, çünkü kimse güneşin altında bir
sebebi olmadan güneşi inkar etmez hakikaten. İşte o sebep asıl
meseleydi ve geriye güneşin altında güneşi inkar etmekten başka bir
çare kalmayacak kadar basit bir meseleydi aslında. Peki ama bir tek
biz miydik doğruyu gören, bu kadar adam yanılıyor muydu? evet! Buna
şaşırmakta mısınız? O zaman bu dünyanın halini düşünün, 2 milyar
hristiyanın komik görünen ama trajik "Her şeyi yaratanın haşa bir
oğul edindiği" saçmalığını yada milyarlarca budistin halini....ah
demokratlar, demokrasiye küfür diyen demokratlar, "Deki: Ben Allaha
teslim olanların ilki olmakla emrolundum" ayetini, birde kağıtlara
yazdınız, çoğaltınız, evlerin baş köşelerine astınız. Bu kadar
demokrat yanılıyor mu? Evet, gerçeği oylayanlar olmaya devam ettikçe
siz, tartışmanın anlamı: Ya atalardan dem vurmak, ya papazların
izini sürmek yada kavgadan başka ne olabilir ki...
"Kuranda mushaf geçmiyor, kitap diyor demekki bu elimizdeki
mushaf değil Allahın kitabı" Bu şuna benziyordu, Rabbim bir çok
ayetinde gözler verdim demekteydi, başka birşey değil gözler ve bir
de körlükten bahsetmekteydi. Böyle diyorsa buydu. Neden başka bişey
olsundu! Ve haşa böyleyse bana da sekiz numara hipermetrop gözler
vermişti Rabbim. Anlayacağınız kavanoz dibi gibi camlı gözlük
kullanmadan burnumun dibini göremediğim gözler. Gözlük demiyordu
Rabbim ama gözler diyordu, demekki görebilmek demek gözler demekdi
ve yani olsa olsa gözlük göz demekdi. Komik mi, bence de. Ama
aslında trajik, çünkü neticesi ahiret.
Rabbim her zorlukla beraber kolaylıkda vardır diyor. Yani
zorluğumuz var çünkü ihtiyaçlarımız, kıstlılığımız var. Ve ama
muhtaciyeti olmayan, kısıtlı olmayan rabbimizin bağşettiği araçlar,
imkanlar da var. İşte onları yok sayarsan, yok olurlar senin için.
Nasıl yok edilir bir imkan, yani mümkün olmanın insan için şartı.
Testereyi inkar edende kullanmaz, testeriyi sürahi sananda. Mushafı
kuran sananla, inkar eden arasındaki fark, tevratı okuyupda onu
tasdik edeni, yani Kuranı inkar eden yahudinin çelişkisinin
aynısıdır. TDK SÖZLÜĞÜ: DOGMA:
İnanılmaz !
birinin, insan olması haline rağmen, bunu söylebilmesi mi? Yoksa,
birde bunu kalıcı kılacak kadar savunabilmesi ? Ve dahası, yokken
varolmuşların; yine yokken varolmuş birinin, bu halinin aksini
haykırmasına rağmen, böylesi bir ahmaklığı savunabilen birine önem
vermesi, tasdiklemesi mi? Offf of, yetmedi birde sözlük kuru
iddialılığında, anlamları sözcüklerle şekillendireceğini, anlamanın,
gerçeğe uymak olması değil, gerçeği şekillendirir zanedenlerin, bu
budur diyecek kadar dogmatik ve akılsız, umursuz hallerine değil,
bir alay adamın bu olanları inanılmaz bulmaması mı? İnanılmaz,
sözlük dogmatikliğinde, bir zamanlar cenin olanların, bildiklerini
öğrenmiş olmaklıkdan başka bir hali olmayanların, bu kendilerini
kaplamış, soluk olmuş hallerine dair bir kare görse ayacakken, bir
kare bile göremeyecek kadar kör olmaları, bir insan değil, bir dünya
olmuş, bir nesil değil, tarih olmuş haykıran çelişikliğini
duyamıyacak kadar sağır olmaları mı? Hey yokken varolanlar, ceninken
duyabilen, işitebilen, akledebilen olanlar, hey hey, bildiği ne
varsa öğrenmiş olanlar, aranızdan yokken varolmamış, doğmamış,
bildiğini öğrenmemiş biri varsa çıksın, sözlük yazsın da, bizde
sözlük dogmatikliğiyle boyun eğelim, secde edelim. Be hey ben
gibiler anlam vermiyoruz, sadece anlıyoruz hala bunu farketmemek
için, bitmeyen kavganızla mı avunacaksınız... "Dogmaların
en geçerli olduğu alan din alanıdır, burada yalnızca inanılır." Sahi
melih cevdet anday ölmüş müydü, yoksa hiç doğmamış mıydı? Bu sözü
söylemiş miydi? Ne söz değilmi, sorgulamaya, tartışmaya açık, cevap
verici, doğruluğu sınanan bir iddiallıkda, ikna edici ha! Yuh yine
de akıllanmayacak mısınız! Allah,
sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmezken çıkardı ve umulur
ki şükredersiniz diye işitme, görme ve gönüller verdi.
El-kuran kaynak:Mushaf 16/78 Yaratan Rabbinin adıyla oku.O, insanı bir alak'tan yarattı.Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir; Ki O, kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir. El-Kuran Kaynak:Mushaf 96/1-8
|
||