'
Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter.' 17/İsra 14

BU SENE NEDEN YAZ ERKEN GELDİ VE NEREYE BU GİDİŞ, ŞEFAAT YA RESULULLAH...YAŞARKEN ÖLÜLERE İŞİTİRİMEYEN RESULULLAHI...O ÖLMÜŞKEN, BUGÜN YAŞAYAN ÖLÜLER NEDEN İŞİTEMİYORLAR

            "Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz." (Kuran-tekvir suresi)

            Bizi diğer yaratılmışlardan ayıran kötü biri olmayı hakedecek tercihte bulunmayı başarabilecek oluşumuz. Başka hiçbirşey yaptığımız yok. "İyide abi bu yazıyı yazarken klavyeye sen basmıyor musun?" öylemi sanıyorsun; hastayım, bir yarım yat aşşağı diyor, böyleyse bile, bir yarım yapıyor demekdir bu. Yok be, öyle değil tabiiki. Ben yapmıyorum, sadece bir parçasıyım bu işin. Allah gemilerin yüzmesini emredince, su kaldırır oldu, rüzgar iter oldu, yelkenler şişer oldu, bazıları marangoz oldu.Salıversem sanırdımki gemiyi kaptan yüzdüryor, ona daha sıra bile gelmedi halbuki. Gemileri yüzdüren Allah, kimse tantana yapmasın, bu konuda ayet var. Pekala Filistindeki çocukları öldüren kim!Salıversem İsrailliler diyecem deeee, Oku diyor Rabbim, tesbih et (ilişkilendir, bağla), zikret (bilincinde ol, yaşat) diyor, tefekkür et diyor, istişare et, haber al(hadis) , öğüt al diyor, acele etme diyor, SALAT ET DOSDOĞRU diyor, salıversem, müstağnileşeceğim, yada müstağnileşsem salıvereceğim. Allah korur, hak etmeli Allahın böyle salıverenlerden olmaktan korumasını. Salıversem 20 yıldır okuduğum yukardaki ayeti sadece tilavet etmiş olacam, oku dediği halde Rabbim. Salıversem Öldürenin Allah olduğuna inanıyorum söz olacak hemide yalancılığıma şahit. Salıversem "Hakimiyet Allahındır" slogan olacak, kopuk, tesbihin şahitliğin aksine. Salıversem dinlemek zorunda kalacağım ünvanlarla, rütbelerle alimleşenleri de, böylece sağırlaşacam, körleşecem, hissizleşecem....Salıvermeyeceğim, çünkü Allahın ipini, bir an, bir yerde dahi bıraktığında, salattan bir an bile koptuğumda düşeceğim yer cehennem.

            Bu sene yaz neden erken geldi, küre neden ısınıyor, susuzluk neden. Gökten suyu indiren kim di? yüzde doksan dokuz müslüman diyi verin bakıyim. Yoksa Allah diledide birilerimi engel oldu! Diri-diri toprağa gömülen kız çocuğunun suçu neydi! Bir insan çocuğunu bile öldürebilecek, bunu hakedecek şekilde yaşar, okur, dinler, karar verirse, böyle bir rolü hakeder. Çünkü Allah hakimdir, adildir, Cezayı tamı tamına verendir. Kader herşeyin parça olduğu, bütünün dışında sadece bir ilahın olduğunu farkedenlerin barışık olduğu bir tek gerçektir. Amma Küresel ısınma neden? Şefaate inananların hakedişi. Yani yeşil kartı eş-şafi sananların yüzünden. Kafirlerin inandığı şekliyle şefaat, sloganlarıyla "Allah tektir" dese de "ve, ama" bağlaçlarıyla inanan, düşünen, okuyan, yaşayanların sanılarıdır. Allah kimi cennete koyacağı konusunda kimden faydalanacak. Kime ihtiyacı var! Haşa. Allah yeşil kart çıktığından berimi şifa veriyor, Rezzak Allah ken bunu söyleyenler patronlarını neden patron olmaktan çıkarıp, bu işin parçası değil hakimi sanmaktalar. Küresel ısınmanın sebebi, Allah birdir amma diyenler, yani şu "Allah ve" diye devam edenlerin hakedişi. Cennet için şefaat, şifa için yeşil kart, rızık için patron lazım... Ah şu vav, mazeretin, örtmenin iki harfli devasası. Allah ve peygamberi, Eş-Şafi ve doktor, Er-Rezzak ve iş....Kim bilecek ki bu atıf vavımı yoksa değilmi. Ah şu muğlaklık kaderi şans, ahireti piyango yaptı! HAŞA. Ne kader, Allahın kitabı muamma nede ahiretteki halimiz süpriz. Bir tek Allah diyebilerek yaşamayı göze almak ve yaşamaktır İslam yani teslimiyet. Peygambere saygısızlar Onu haşa Allahın oğlu yaptılar, çünkü onlar apaçık gerçeklere ayetlere amennah deyip devamını "ama"larla, "ve" lerle getirdiler. Ve dediler ki, "O zaman yaşama bu ülkede" firavuna asker olmadık diye, peygamberin haberlerini okuma dediler "Kainat Onun için yaratılmadı" dedik diye, Patronlar işten attı secde etmedik diye, yeşil kartımız yok diye bakmadı doktorlar hastalarımıza.... Şimdi tartışın, ve parça parça olun ve hatta parçalara ayırın sorada atıf vavlarıyla birleştirin. Eğer yer çekmek için newtonun onun farketmesini bekleseydi. Dedemde Marslı olurdu heralde. Biz, hepimiz, peygamber olanlarımızda yaratmıyoruz, hakediyoruz. Tercihimizi şekillendirecek halde okyuruz, farkediyoruz, işitiyoruz, görüyoruz, salat ediyoruz ve tercih ediyor, bununla kimlikleniyoruz. İşte o kimliğimizle olacak olanlarda yerimizi alıyoruz. Biz sadece hak ediyoruz           Selamun Aleykum   

------------------------------------------------------------------------------------

BEN MÜNAFIK DEĞİLİM VE OLMAYACAĞIM

            Doğru adam Kuranın Allahtan olduğuna, apaçık olduğuna, ihtilafa müsait olmadığına, çelişmediğine, ayetlerinin birbiryle sorunlu olmadığına inanır ve ama inanır. Nifak içinde olanda bu cümleyi söyler ama aynı münafikun suresinde ki gibi yalan söyler. Yalancılığıda sözlerin söyleniş tarzından yani  halinden alaycı, hakir görücü ve rabbinin denemek için ona verdiği gücü kaba, zorbaca kullanışından bellidir. Ve yalan söyleyerek kafa salladığını nifak içinde sölemesinden, amelleri ve anları, ortamlarıylada çelişir. İbranicesi, Yahova olan, bizim buralardaki dillde Allah diyerek çağırdığımız, dua ettiğimiz gerçek ilaha, yaratıcı olana teslim olanlar değil, Yahudi, Hristiyan yada Müslüman olanların inandığı gibi şefaate yani torpile inananlar, buna dair ayetler getirmekteler güya.Aynı necranlı hristiyanların haşa "İsa Allahın oğludur" komikliklerine delil getirdikleri gibi. Ayetlerin olmadık yorumunu yaparak. Hayatın bir imtihan olduğunu, yani doğumla ölüm arasında insanın başarmak imkanında olduğu gerçeğini, Allahın haşa ırk, ümmet, coğrafya gibi ayrımlarla iltimaslar geçmeyeceğini, çünkü bu kainatı yaratanın adil olacağı açık ayetini kabul edenleri, Onun elçilerinin kendisine ulu orta salavatlarla yağ çekenlere hamili kart yakınımdır diyerek kart dağıtmayacağına inananları, yardımın ve rahmetin yani şefaatin başarabilmenin sınırları ve imtihanın gerçeklerini tesbih ettiğini kabul edenleri suçlamalarla yada baskın çıkmaya çalışarak tatmin olmak mıdır Allahın şu anda yaptığımızı bildiğini bilerek davranmak. Halimiz, inanıp inanmadığımızın gerçeğidir. Çünkü inanan Allahın huzurunda olduğunu, onun bu anda bize ve kalbimize şahit olduğunu bilenlerdir. Halimiz hakkımızdaki ayetdir. Kim demiş münafık bilinmez diye bilinmeyecek olsa münafık olmamamız nasıl mümkün olabilirdi ki, bundan nasıl kaçınabilirdik ki. Herkese şunu tavsiye ediyorum: Birilerine münafıklık yapmayın demenin anlamsızlığı ortada. Söylenebilecek hepimiz için şu dur: "Ben münafıklık yapmayacağım, yapmaktan korkacağım ve böylece ölene kadar sakınarak yaşayacağım"

            Şimdik, "şefaat" meselesine üç kişiysek dördüncümüz, dört kişiysek beşincimizin Allah olduğu gerçeği ve yani Allahın her yanımızla bize ve halimize şahit olduğunu bilenler olarak ve hesabını vereceğimiz bir imtihanın şu anında olduğumuz bilinciyle ve bunu ispatlayan sükunet, saygınlık, sabr ve gayretle bakalım inşallah.

            Bu şefaat meselesi herşeyde olduğu gibi kopuk, sadece  kabul veya red etmekle imtihan olduğumuz bir mesele değil. Aslında Allaha, O'nun hangi vasıflarda olduğuna, peygamberlerine, hayata ve imtihana ve ona dair araçlara ve ahirete bakış açısının hem neticesi hemde işaretidir. Mesela selefilerin bir kitabında (ki tekfire dairdi) okumuştum: Bir hadis uydurmuşlar: "Cahiller ne olacak ahirette?" Bunlar tekrar yaratılınca bir peygamber gelecek ve onlara yakılan bir ateşe atlayın diyecek ona tabi olanlar cennte bundan çekinenler cehenneme gidecek. Komik mi, hayır mesele bundan ibaret değilki. Ne yapsın adamlar cehalet diye bir şeye inanmaktalar yani Allahın bazı adamları imtihan için yaratmasına rağmen bunu başaracak donanımlardan yoksun olduklarını iddia etmekteler. Hayat anlayışı ve Allahın hükmedici vasfı konusundaki inanamamak sorunları bu onların. "Hayatta cehalet var" bundan şüpheleri yok, ama cahillik bireyin kendi dışında bir durum onlara göre. Şimdi, değil deseniz bu seferde alimlik mesele olacak. Çünkü cahillik olamazsa alimlik anlamsızlaşacak. Yani anlayacağınız yamalı bohça. Hadi alimliliği hallettiniz diyelim bu sefer karşınıza "tekfir" sorun çıkacak çünkü eğer ancak alimlerin  anlayabildiği bir durum varsa, ellerinde güya bozuk incil olanlar mı daha mazur yoksa sağlam Kuran ve gerçek alimleri olan müslümanlar mı? Oysa tekfirde müslümanlara mazeret cahalet, hristiyanlara değil. Yani anlayacağınız gerçek alimlere alim diyen, bozulmamış kitabı öpüp başına koyanlar cahil olabilmekte, ama bozuk incil ve sahtekar papazların tarafındakiler cahil ve mazur olamamakta, tuhaf. Bunu onlarda biliyor. Çözüm hayata sorguya, kitaba uymaya dair değil. Çünkü o zaman herşey değişir, dost düşman, ticaret komşuluk, analık babalık, kocalık.... hayatları değişir, değişmelidir. Zor geliyor. Ama sarp yokuşun, zorun aslı cehennem ona inanmak lazım. Bunlara gerek yok onlarca, kestirme çözümler üretilmekte, ne cesaret!  Bu işleri yaparlarken Allah nerde! Halimiz, inancımız gerçeğidir, ayetidir. Halleri bu Allaha inanıyoruz diyen münafıkların. size ancak şunu diyebilirim "Ben münafıklardan, yalancılardan olmayacağım" Çünkü Allaha yalan söylemek mümkün değil.

            "ıÜüO'nun katında izin verdiğinin dışında hiç kimsenin şefaati yarar sağlamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince birbirlerine: 'Rabbiniz ne buyurdu?' derler, 'Hak olanı' derler. O, çok yücedir, çok büyüktür." 34/ Sebe 23

            Şimdik: Münafıklar derki "İçinde savaş emri geçen bir ayet inmeli değil mi?" Yani savaşacaklarmış Allah için! Yalancılar zamanı gelip hadi deyince ne oluyor. Çelişki. Çünkü onların amacı doğru olmak, iyi iş yapmak değilki. Allah yok haşa sanki biz bizeyiz, o anda avantaj sağlamak dertleri, hayat imtihan değil yarış sanki. Artistik anlayacağınız. Artistler bizim dilde münafıkların adı. Şimdi hemen atlarlar Ali imran 7 de anlatığı gibi, oysa yine bunlar değilmiydi siyak-sibak dan bahseden, yani paragrafa bakmaya çağıran, cımbızcılık yapmaktan yani olmadık yorumu yapmaktan men eden. HADİ! Hadi bakalım siyak-sibaka. Zamanı geldi haydi cihada deyince ne diyorlar, biz savaşmaya müsait değiliz, hadi paragrafa siyak-sibağa bakalım deyince ne derler  "Arapçan var mı?", ne yapalım bakalım arapçasına "hadi", bu sefer "Alim misiniz?" bekle abi 12 ilmi öğrenip geleyim....Anlaşılan münafıkları bundan çevirebilecek biz değiliz, bana adam olana "ben Münafık olmayacağım" demek düşer ve zaten bu kadarını yapabilecek olanlarız biz, bu da bize yeter.

            Haa şefaatin aslı ne mi? Ayetler açık bakın enam suresinin paragrafına, arapçasına, türkçesine, hayatın imtihan olmaktan başka bir ihtimali olmadığı, Yaratanın adil olduğu, insanın başarabilcek olduğu ve imtihan dışı kurtuluş arayanların kimler olabileceği herkesin bildiği açık muhkem gerçeklerle ayetlere. Pekala nemi anlarsınız oda size bağlı. Çünkü dinde zorlama yok ki ve yani deliller kişinin halinin, hakettiğinin, Allaha, ahirete inanmasının neticesi. Formülü değilki....İmtihanı kazanmaya bakın, fırsat varken. Kazanamayacak bir hayatla yaşamaya razı olup torpiller, iltimaslar aramayın. Çünkü Allah buna müsait değil. Ne rüşveti, ne torpili tağutçular memurlarına bile yakıştırmazken Allaha haşa yakıştırmayın. Sebe suresinde delil getirdiğiniz o ayetler yani ey necranlı hristiyanların benzeşenleri Allaha yakışmayan torpilleri, şefaatleri Ona yakıştıranlara cevap... Hayret. Sen kalk makamına güvenerek birininin, kazanamayanlar gibi yaşadığın halde kazanamayanlardan olmamanı sağlayacak bir yardım torpil bekle, tc ihalelerinde, öss de belki olur ve hatta orda bile kötü bilirken herkes. Adil olan Allahın dininde, kitabında, resulünde aramayın haybiye                 Selam Aleykum

-------------------------------------------------------------------------------


BİREYSEL SALATIN GÖZBEBEĞİ KENDİNE ŞAHİT OLMAKDIR
Merhametli Olan Allahın Adıyla, Bismillah yada In The Name Of Allah
Ne farkeder, söyleyene ve işitene bağlı. İngiliz sölüyorsa anlarım yada ingiliz dinliyorsa. Ve ama İngiliz arapça söleyecem derse ne farkeder. İşte O zaman haşa Allahın kelimesi İsa, haşa Allahın oğlu İsa zannedilir. Kime zarar. Bunun kimseye zararı yok, zaten bu halde olanlar zararın kendisi. Yav ayetler geliyor aklıma yazamıyom. Aha yazılmışda ne olmuş. Öğüt ve hatırlatma fayda verecekse ver diyor Rabbim. Biride diyorki: "Yaradılanı severim yaradan dan ötürü" İyide abi Karpuzu da yaratan O. Yani karpuzu sevdiği gibi seviyor beni. İyide eşrefi mahlukattık hani biz. Sen iyisimi seveceğini tesbih ederek sev. İnsana insan de. De ki zaten insan insandır. İnsanı seveceksen tesbih etsin sevgin. Kulluğunu. Zaten etmekte. Bu gün bir yaşındaki kızımı severken tegabün geldi yine aklıma. tegabün 14. Sonra mücadele 22. Sora yüzünü bilmediğim peygamberimi düşündüm. Hani şu insan olan peygamberim. Ben onu kızım oğlum diye sevmiyorum. Gözleri sürmeli diye sevmiyorum. Ben onu "gayesi islam olmayan bayrak altında toplanan bizden değildir" dedi diye seviyorum. Sevgim kim olduğumun delili. Zaten benimde gözlerim sürmeli değil. Şimdi düşünebiliyor musunuz bu dünyada haşa Allahın oğlu var diyenler, bize şefaat edecek diyenler. Buna uygun yaşamakta anlamaktalar. Yani böylece tüketmekteler, öğüt alabileceğin öğüt alabileceği kadar olan mühletlerini. Ve ahirette birey olarak rabblerinin karşısında arayacaklar, Allahın haşa oğlunu. Ama yok, öğüt alabileceğin öğüt alabileceği zamanın bittiği yerde, öğütün de faydası yok. İmtihan imtihanda kazanılır. Kazananlardan olmalı ADAM.
Adamın biri bir itirafta bulunmuş, yakalamışlar, demişki: "Ben itirafta bulunmadım, bilmiyordum bunun itiraf olduğnu, salmışlar, oda bidaha itiraf etmeden yaşamış, itiraf etmesi gerekenleri, taki artık gizlemenin imkanı olmadığı zamana değin." Allah korur bundan, iş oki Allahın, Adil olanın korumasına layık olalım inşallah

--------------------------------------------------------------------------------

Merhamet Eden Allahın Adıyla

            YAZAN ALLAH, BİZ OKUYANIZ

            Biz yani yaratılmışlar, yani Allah tan başka herşey, herkes, tesbih ederiz. Bu akıp-gider mecraında, sorunsuz, dizi-dizi, bir bağ ile bir bağlamda ve varacağı yere doğru.

            Siz hiç kendini limon sanan bir karpuz gördünüz mü? Pekala siz hiç limonu karpuz sanıp ekşi-ekşi değilde tatlı-tatlı yediniz mi? Olur mu hiç! Olmaz tabi de, kral çıplak olsa ve bir çocukda kral çıplak diye bağırdığında herşey düzelecek gibi olsa... Kral çıplak değil ki, İsa Allahın oğlu değil ki haşa, ve baştan beride tesbih eden fıtrat "Kral çıplak değil" diye bağırırken, yani cehalet diye bişey yokken, cehalet diye uydurulan sanılan çıplaklığın, üretilmiş bir mazeret, terzilerin, alimlerin uydurduğu olmayan kıyafetken, bunun adı örtmek, görecekken körleşmek, özetle kafirlik....

            Biz yani imtihan olanlar, iki milletiz, yani iki ihtimalden birini tercihimizle tesbih etmekteyiz. İyi-kötü, doğru-yanlış, hak-batıl, tutarlı-çelişik, bilgi-yalan.....

            Bundan yedi sekiz yıl önce Konya kilisesindeki iki italyan rahibeye tebliğ etmeye gittiğimizde gördük ki, onlarda bizim gibi tebliğ heyecanı yaşamaktalar. Özelikle bir tanesi. Saatlerce süren konuşmanın başlarında, İsayı haşa hakir görerek, sevmeyerek ahirette nasıl kurtulacaksınız demişlerdi. Onlara anlattık, ben bu ülkenin cumhurbaşkanı değilim, biri beni güya övecek ve sen cumhurbaşkanısın diyecek, bir diğeri yok diyecek. Bak görüyor musunuz, çekemiyor benim bu ülkenin cumhurbaşkanı olmamı. Komik mi, değil bir espriye kaç kere gülersiniz. Bu 2 milyar hristiyanın hergün yaptığı bir espri değil. Komik değil yaşanabilen bir vahamet. Rahibeler herşeyin, fıtratın bas bas bağırdığı gerçeklere ve bunları görebilecek gözlerine rağmen sonunda bununla yüzleşmenin çaresizliğinde bize dedilerki: "Biz bilgili değiliz" yani cümlenin aslı bu konuşmada haklı çıkmanızın sebebi, haklı olmamız değil, onlardan daha bilgili olmamızmış. "E dedik ne olacak, siz birey olarak imtihan olanlarken, tercihiniz..." Dedilerki: "Alimimizle konuşun" Kim o diye sorduk. Başka bir şehirdeki papazmış, bir iki aya kadar Konyaya gelecekmiş. Bizi arayacaklardı, aramadılar büyük ihtimalle alimleri "Bunlar adam olmaz, görüşmeyin, sizinde kafanızı karıştırırlar" demiştir...

            İsa Allahın oğlu değil, siz bu baharı getireni kim sanıyorsunuz? Hiç Ona yakışmayan, bilgiye ihanet eden yalanlarla anlamsızlaştırıyorsunuz kimliğinizi, tesbihinizi. Kainat Muhammed peygamber için yaratılmadı. Ne farkınız kaldı ki? Farkları benzerliklerini gizlemek için yapılan makyajlar. Muhammed haşa Allahın oğlu diyemiyorlar çünkü o zaman kafirlerden ayrı olduklarını kendilerini bile ikna edemeyecekler.

            Sahabeden bazıları resule geliyor ve soruyor: "İsa peygamberi biz mi seviyoruz, hristiyanım diyenler mi?" Çünkü onlar "O İsanın gözleri sürmeli diye türküler söylüyorlar", "En büyük peygamber bizim peygamber" diye slogan atıyorlar. Onun ikonlarını, peygamberin adını süslü-süslü yazıp duvarlara asıyorlar (pardon, bunu müslümanlar yapıyordu), sabahlara kadar gözyaşı geceleri yapıyorlar salavatlarla, "Can isa" diye cezbe geliyorlar. Bu ülkenin cumhurbaşkanı filan değil, haşa Allahın oğlu da değil, kainatta onun için yaratılmamış, benim gibi bir beşer olan ve ama övgüye zengin olduğundan, yakışıklı olduğundan değil, Allaha olan bağlılığıyla layık olan peygamberim Muhammed diyor ki: "Bir peygamberi sevmek O'nun izinden gitmektir" Yani tevbe 31'in anlattığını, bir şekilde ifade ediyor.

            Vel hasılı: Kitabı yazıyormuş gibi davranmayın, çünkü bu okumanız gerekeni okumanıza engel. Alak suresinin ilk sekiz ayetini okuyun ve ama salat etmekte olanı engelleyerek olmaz, ikra derken rabbim, yazmaya kalkanlar. Peygamberi, peygamberliğin fıtratından çıkaracak tanımlarla, hayali yazıtlarla avunurlar. Fesebbih bi hamdik, öv ama, Allahı övmek Ona oğul yakıştırarak olmaz. Peygamberide böyle övemezsiniz. Tesbihinizi kopartamazsınız ama tesbihiniz sizin kim olduğunuzun delili.      Selamun Aleyküm

-------------------------------------------------------------------------

Mushaf-Kitap:

                                      İki gecedir yeni tanıştığım birileri ile yaptığımız muhabbetler neticesinde içlerinden bir kaçı Allahın kitabının bu mushaflar olduğunu iddia etme noktasına geldiler. Bu hayret verici iddia: Okunan tüm ayetlerin açıkladıklarına rağmen bir direnişin neticesi değil geriye kalan yegane yapılabilecek idi. Bu ki, meselenin kendisi değil, mesele olanlara yani muhtelif olanlara dair, ihtilafa mahal vermeyecek açıklıktaki duruma inatla direnmenin acı kaçınılmazıydı. Salıversen komikti ve ama nasıl komik olabilirdi ki, yaşamın anlamına dair gayretler yada direnişler. Neticesi ebedi huzur yada ebedi ateşken, komik olamazdı. "Allah ayetlerinde kitap diyor mushaf değil, eğer elimizdeki mushafsa Allahın kitabı yok demekdir"....Sizce dünya üzerinde bir sebebi olmadan bu kadar savunulamaz bir iddia hemde delil olarak ve yani kesin olarak söylenebilir mi? Komik değil vahim. Tabiki vardı bir sebebi, çünkü kimse güneşin altında bir sebebi olmadan güneşi inkar etmez hakikaten. İşte o sebep asıl meseleydi ve geriye güneşin altında güneşi inkar etmekten başka bir çare kalmayacak kadar basit bir meseleydi aslında. Peki ama bir tek biz miydik doğruyu gören, bu kadar adam yanılıyor muydu? evet! Buna şaşırmakta mısınız? O zaman bu dünyanın halini düşünün, 2 milyar hristiyanın komik görünen ama trajik  "Her şeyi yaratanın haşa bir oğul edindiği" saçmalığını yada milyarlarca budistin halini....ah demokratlar, demokrasiye küfür diyen demokratlar, "Deki: Ben Allaha teslim olanların ilki olmakla emrolundum" ayetini, birde kağıtlara yazdınız, çoğaltınız, evlerin baş köşelerine astınız. Bu kadar demokrat yanılıyor mu? Evet, gerçeği oylayanlar olmaya devam ettikçe siz, tartışmanın anlamı: Ya atalardan dem vurmak, ya papazların izini sürmek yada kavgadan başka ne olabilir ki... 

         "Kuranda mushaf geçmiyor, kitap diyor demekki bu elimizdeki mushaf değil Allahın kitabı" Bu şuna benziyordu, Rabbim bir çok ayetinde gözler verdim demekteydi, başka birşey değil gözler ve bir de körlükten bahsetmekteydi. Böyle diyorsa buydu. Neden başka bişey olsundu! Ve haşa böyleyse bana da sekiz numara hipermetrop gözler vermişti Rabbim. Anlayacağınız kavanoz dibi gibi camlı gözlük kullanmadan burnumun dibini göremediğim gözler. Gözlük demiyordu Rabbim ama gözler diyordu, demekki görebilmek demek gözler demekdi ve yani olsa olsa gözlük göz demekdi. Komik mi, bence de. Ama aslında trajik, çünkü neticesi ahiret.

         Rabbim her zorlukla beraber kolaylıkda vardır diyor. Yani zorluğumuz var çünkü ihtiyaçlarımız, kıstlılığımız var. Ve ama muhtaciyeti olmayan, kısıtlı olmayan rabbimizin bağşettiği araçlar, imkanlar da var. İşte onları yok sayarsan, yok olurlar senin için. Nasıl yok edilir bir imkan, yani mümkün olmanın insan için şartı. Testereyi inkar edende kullanmaz, testeriyi sürahi sananda. Mushafı kuran sananla, inkar eden arasındaki fark, tevratı okuyupda onu tasdik edeni, yani Kuranı inkar eden yahudinin çelişkisinin aynısıdır.

---------------------------------------------------------------------

TDK SÖZLÜĞÜ: DOGMA:

1 . Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi.

2 . felsefe Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak:
"Dogmaların en geçerli olduğu alan din alanıdır, burada yalnızca inanılır."-
M.C. Anday
.

 

            İnanılmaz ! birinin, insan olması haline rağmen, bunu söylebilmesi mi? Yoksa, birde bunu kalıcı kılacak kadar savunabilmesi ? Ve dahası, yokken varolmuşların; yine yokken varolmuş birinin, bu halinin aksini haykırmasına rağmen, böylesi bir ahmaklığı savunabilen birine önem vermesi, tasdiklemesi mi? Offf of, yetmedi birde sözlük kuru iddialılığında, anlamları sözcüklerle şekillendireceğini, anlamanın, gerçeğe uymak olması değil, gerçeği şekillendirir zanedenlerin, bu budur diyecek kadar dogmatik ve akılsız, umursuz hallerine değil, bir alay adamın bu olanları inanılmaz bulmaması mı? İnanılmaz, sözlük dogmatikliğinde, bir zamanlar cenin olanların, bildiklerini öğrenmiş olmaklıkdan başka bir hali olmayanların, bu kendilerini kaplamış, soluk olmuş hallerine dair bir kare görse ayacakken, bir kare bile göremeyecek kadar kör olmaları, bir insan değil, bir dünya olmuş, bir nesil değil, tarih olmuş haykıran çelişikliğini duyamıyacak kadar sağır olmaları mı? Hey yokken varolanlar, ceninken duyabilen, işitebilen, akledebilen olanlar, hey hey, bildiği ne varsa öğrenmiş olanlar, aranızdan yokken varolmamış, doğmamış, bildiğini öğrenmemiş biri varsa çıksın, sözlük yazsın da, bizde sözlük dogmatikliğiyle boyun eğelim, secde edelim. Be hey ben gibiler anlam vermiyoruz, sadece anlıyoruz hala bunu farketmemek için, bitmeyen kavganızla mı avunacaksınız...

            "Dogmaların en geçerli olduğu alan din alanıdır, burada yalnızca inanılır." Sahi melih cevdet anday ölmüş müydü, yoksa hiç doğmamış mıydı? Bu sözü söylemiş miydi? Ne söz değilmi, sorgulamaya, tartışmaya açık, cevap verici, doğruluğu sınanan bir iddiallıkda, ikna edici ha! Yuh yine de akıllanmayacak mısınız!

             Allah, sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme ve gönüller verdi. El-kuran kaynak:Mushaf 16/78

            ıÜüYaratan Rabbinin adıyla oku.O, insanı bir alak'tan yarattı.Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir; Ki O, kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir. El-Kuran Kaynak:Mushaf 96/1-8