|
|
||
|
|
|
|
Kendime Hayrım, Kendime Şerrim…
Bir şeye şahit olabilmekteysek o vardır. Ve ama o
nedir? Gerçeğine ulaşmak! Var olan iki haldedir, ya yaratıldığı gibi
yada yaratılmıştan türemiş. Kimyada maddenin tanımı gibi ya da
matematikte aksiyom ve teorem gibi. Üşenmeyin bakın bunların ne anlama
geldiğine. Ulaşabilir olduğunuza ulaşmamanın tek mazereti
umursamamazlıkdır. Kâfirler varlığı türediden ibaret kabul etmeye
kendilerini mecbur bırakanlardır. Ve ama bunu iitiraf edemezlerdir yine
onlar. Dolayısıyla onlar için türedi olmusluğun ne gerçeğe işaret eden
yanı nede aldanışa dair yanı onların konusu olmaz. Oysa doğruyu kabul ve
münkeri red etmek, başka çaresi olmayan bir farkındalık gerektirir bu
yanını varlığın. Yaratmak ancak Allah ile olur, ancak yaratıcı olanın
faaliyetidir. Aynı yaratan türeyişi ve mizanını da yaratandır. İşleyişi
yaratan yani sünetullah.
Dinler türedi
olmaktan ibaret tanımlamanın ötesinde, türediden öte bir bilgiden
gelinmediğine ve gidilmeyeceğine yani yaratılışa ve ahirete
inanmayanların düşünüş tarzıdır. Yani veriye, bilgiye, gördüklerine ve
görmediklerine, hayata, öncesi ve sonrasına verdikleri anlamda. Onlar
algıdan başka gerçekliğe anlam veremezler, oysa algı gerçeğin kendisi
değil, gerçeği algılayıp anlaması gereken bizlerin gerçeğidir ancak.
Allahın dini bizim algımızın eseri değil, adı üstünde Allahın
yaratmasının, rızasının, vasıflarının neticesidir ve dolayısıyla Onun
vasıflarına uygundur. Hata yada kötülük yapmayanın yaptığı hatalı, kötü,
çelişik olamaz. Dolayısıyla gerçeği arayanın gerçeğe ulaştıran vasıfları
algısında yaşatıyor olması varmasına ancak ve ancak tek çaredir.
Tarih, geçmiş ve gelecek, yaşayan bireylerin birey olarak yaşamakta
oldukları imtihanın neticelerini birlikte, şahit olarak ortaya
koyuşlarıdır. O yüzden medeniyet iddiası çelişkilerine rağmen anlam
vermek için boyun eğilen körleşenlerin bundan türeyen , bu yüzden var
olan tanımlarıdır.
Çünkü hayat bunlar, tek başına hesabını vereceğimiz hayat yani bunlar ciddi ve
bireyin sorumluluğunda. Bakmayın değerini umursamayan vermeyenlerin
sahiplenmelerine. Yavuz hırsızlar gerçek ev sahibi, halife olan ve ama
bunu farkında olup sahiplenenlerde söz konusu olan gerçek ev sahibini,
bireyi bastıramaz yenemezler. Çünkü asıl sahip veren yaşatan bir
Allah’tır. Sahiplenin sahibimizin bize, bireye imtihan ettiği, birey
kıldığı bizlere ikram ettiklerine, akla, veriye, kitaba,
elçiye.....hayata.... Tarih boyu , en baştan beri az olanlardan
olmaya talip olun, Nuh’un gemisine binen az sayıda olanlardan oğlu
binmese de, binenlerden, Lut’la arkasına bakmadan yola koyulanlardan
kocası-karısı geride kalsa da Allaha emrine yönelenlerden olun, Ashabı
keyf ten biri olun, makamınız mevkiiniz, imkanlarınız olsa da sayınız 7
yada 8 ve ama bir avuç bile olsanız, Ashabı uhdudun ateşe attıkları
olunuz, güçlü olmayı, güçlüden kalabalıktan yana olmayı tercih edeceğiz
diye atan yada kenarda dizilip seyreden olmayın, bedeli atılan olsa da.
Zira en güçlünün imtihan günlerini bitirip, din gününe hükmettiğinde az
da olsa ateşe atılanlar olmamak için inşallah
5-Ocak-2010